temizliğin gelişim süreci


 

 

TEMİZLİĞİN GELİŞİM SÜRECİ
Tarih öncesinde, milattan önce V. yüzyıla kadar olan dönemde insanların temizliğe verdikleri önem, bine yakın tanrı ve tanrıçaya verdikleri dini değerler bakımından ortaya çıkmaktadır. Antikçağ insanı, ruhsal kirlenmeyi, fiziksel kirlenmenin bir parçası olarak değerlendirmiş ve uyguladığı bazı rituellerle (ilini gelenek) giderilebileceğini düşünmüştür. Bu amaçla insanlar, ruhsal kirlerinden arınmak için yıkanmışlar, temiz giysiler giymişler, güzel kokular sü-ııınmüşler ve tanrılara sunularda bulunup, dualar edip yakarmışlardır. Fiziksel temizlik uygulamaları ise hukuki yaptırımlarla ve toplumun ortak kullanıma  yönelik mimari yapılarla desteklenmiştir(22).
Tarihsel süreç içerisinde bu uygarlıkların temizlik anlayışlarına ayrı ayrı bakılacak olursa; M.O.4000 senelerinde yaşamış olan Sümerler, sağlıklı yaşam için yıkanmanın ve vücut temizliğinin şartı olduğuna inanmışlar, kişisel hijye­ne önem vermişlerdir(23). M.Ö.3000-2000 yıllarında Mısırlılar vücut temizliği­ne önem vermişler, yıkanma, sık sık saç-sakal kestirme mecburiyeti koymuş­lardır. Yine bir başka kaynakta M.Ö.1700-1500 Eski Mısır uygarlığını anlatan Fdwin Smith ve Ebers, Herodot tarihinde Mısırlıların kişisel, çevresel temizlik hakkında bilgi sahibi olduklarını, alaturka tuvalete benzer bir yapımı bildikle-ı inden bahsedilmektedir(24). M.Ö.2000 yılarında Anadolu'da yaşamış olan ve yıl hüküm süren Hititler döneminde arkeolojik bulgulardan edinilen bilgi­lere göre; tanrı ve tanrıçalar adına uygulanan ritüeller doğrultusunda temizlik uygulamalarında amaç, insanın, toplumun ve kentin arınmasıdır. Temizlik uygulamalarına bakıldığında ise beden temizliğinin, ev-saray-tapınak-fırın gibi mekanların temizliğinin önemsendiğini, kurala bağlandığını, tapınaklara gir­meden önce yıkanıp temizlenmenin zorunlu olduğu, yemek öncesinde ve son-ı,ısında ellerini yıkadıkları, yıkanma küvetlerinin olduğu, temiz suyu kanallar ile şehirlere getirdikleri ve kirli suları evlerden yine kanallar ile uzaklaştırdık-l.ııı, havuzlar, pınar başlarına kurulan tesisler ve barajların yer aldığı bilinmek­ledir. Ayrıca, kirli insanın dokunduğu her şeyi kirleteceğine inanan Hititler, dokunulmuş nesneleri temizlerken, özellikle metal eşyaların temizlenmesinde ateşten yararlanmışlar.
Eski Yunan uygarlığı döneminde Anadolu'da daha önceki dönemlerde de kullanılan kül, sabun otu ve zeytinyağından yapılan sabunlar kullanılmıştır. Bu dönemde, dinsel inançların yanında sağlıklı yaşam için kişisel temizlik önem kazanmıştır. Bu gelişme temizlik kavramının açılımlarını etkilemiş ve çevre temizliği kapsamında yeni uygulamalar çıkmıştır. Bu bağlamda hava, su ve toprağın temiz olması gerektiği düşünülmüş, kentlerin konumu ve mimari yapılarında temizlik uygulamalarının gerçekleşmesi göz önünde tutulmuştur. Buna bağlı olarak, kişisel temizlik uygulamalarında, evlerde ve gimnazyumlar da yunaklar (yıkanma yerleri) yapılmıştır. M.Ö VI. yüzyıldan itibaren yaygın­laşan gimnazyumlav, gençlerin hem ruh hem bedensel performansta ideal ye­tişmesi amacıyla kurulmuştur. Bu kuruluşlar, kişisel temizlik anlayışının de­ğişmesine ve kurum bünyesinde gerçekleştirilen bir uygulama olmasına neden olarak, kişisel temizliğin toplu olarak yapılabileceğinin ilk adımı olmuştur.
Roma döneminde temizlik kavram ve uygulamaları, insan yaşamının uzun ve sağlıklı olması önceliği üzerine kurulmuştur. Bu doğrultuda; kentlerin bataklıklardan uzak, temiz hava, su ve toprağa sahip yerlere kurulması, içme yıkanma amacıyla sağlanan suyun temiz olması için arıtma sistemleri oluştu­rulması ve su kaynaklarının pis, çamurlu olmamasına özen gösterilmesi, atık­ların toplanması, ortak kullanıma açık latrinaların (umumi tuvalet), tapmakla­rın yanısıra halkın temizlenmesi için ortak kullanıma olanak sağlayan hamam­lar, su yolları, sarnıçlar, çeşmeler ve kanalizasyon sistemleri gibi yapılar yapıl­ması, temizlik ile ilgili yasaların oluşturulması ve kişisel ve çevre temizliğinin merkezi otorite kontrolünde tavsiye, buyruk ve yaptırımları doğrultusunda gerçekleştirilmesi sağlanmıştır. Roma dönemi çevre temizliğinin merkezi otori­te tarafından yapılması ve temizlik ile ilgili ödeneklerin ayrılması, günümüz belediyelerinin temizlik işlerini yürütmesinin ilk örneğini oluşturmuştur. Bu dönemin sonuna doğru tek tanrı inancının benimsenmesi ile temizlik uygulamaları merkezi otoriteden dinsel otoriteye geçmiştir.
Milattan sonraki döneme bakıldığında ise, temizlik ve hijyen ile ilgili bilgiler daha çok Selçuklular ve Osmanlılar'a aittir. Özelllikle, islamiyetin kabulünden sonraki dönemlerde temizlik ile ilgili bilgilere rastlanmaktadır. İslamiyet'in ortaya çıkması temizlik ve hijyen açısından bir gelişme yaratmıştır. İslamiyet'te abdest almak, kişisel temizliğe dikkat etmek, ibadet ederken temiz olmak gibi temizlik kurallarına dikkat etme zorunlulukları olduğundan kişisel temizlik önem kazanmıştır.
Selçuklular devrinde, Ebu Bekir Mehmet Razi'nin tavsiyeleri bugünkü dezenfeksiyon esaslarına uymaktadır. Anadolu'da orta çağda Selçuklular tarafından yapılan hanlar, hamamlar, çeşmeler Türklerin temizlik ve sağlığa verdiği önemin simgesidir. Büyük Türk Alimlerinden İbni Sina (980-1037) Elkanun(Hekimliğin Yasası) adlı kitabında her hastalığı yapan bir kurttur. Yazık ki elimizde onu görecek araç yoktur. Temizlik, kurttan ileri gelen hastalıkların önünü alır diyerek , günümüzde mikroorganizma olarak adlandırılan hastalık etkenlerin-den zamanlar söz edilebilmiştir.
Osmanlı İmparatorluğu Selçıklular'dan esinlenmiş, içme suları, besin denetimi, kanalizasyon, ölü gömülmesi vb. konularla ilgilenmiş, kurallar ve tüzükler geliştirmiştir. Osmanlılarda temizlik anlayışının önemini, İskoçyalı H. Munro   Butler Johnstone da, Türkler isimli eserinde şöyle ifade etmektedir(26):
Osmanlı sadece yeryüzünün en kibar milleti değil, aynı zamanda en temizi­dir. Temizlik onlar için sadece sıhhat amacıyla uyulan bir şey değildir. Onu samimi olarak dinî görevlerinden biri sayarlar. Temizlik konusundaki hassa­siyetlerinin bir sebebi de abdesttir. Durulamak, temizliğin temelidir. Türkle­re göre evler de insanlar gibi tertemiz ve kirlenmemiş olarak tutulmalıdır. Bu nedenle hiçbir moda Türkleri ayakkabılarını kapı dışında çıkarmaktan alıkoy amamıştır.
Ayrıca Osmanlılar döneminde her evde genellikle bir yıkanma yeri ve muntazam tuvaletler bulunmaktadır. Yıkama için kullanılan su ise genellikle mutfağın yakınında olan bir tulumbadan alınır veya kuyudan çekilir. Osmanlı­larda temizlik o kadar önemlidir ki, sanayisi ilk kez sabunla başlamıştır. Os­manlılarda sabunla ilgili ilk düzenlemeler Fatih Sultan Mehmet, ikinci Bayezid, Yavuz Sultan Selim ve Kanuni Sultan Süleyman devri kanunnamelerinde görü­lür. Sonraki dönemlerde sabunun üretimi, kalitesi, fiyatı, kontrolü, ticareti ve sabuncu esnafı konularında oldukça fazla vesika ve düzenleme bulunması dikkat çekmektedir. Sabun, Osmanlı Devleti'nde sabunhane denilen ve şahıslara ait olan imalathanelerde geleneksel yöntemlerle üretilirdi. Osmanlı toprakla­rında geleneksel sabunhanelerin yanı sıra sabun fabrikalarının da kurulup seri üretime geçilmesi için 19. yüzyılın ikinci yarısında gerçekleşmiştir. Osmanlı'da şehrin temizliğini, Subaşı'nın emrinde çalışan çöpçü subaşı yapmakta ve denetle­mektedir.
Avrupa'da temizlik ile ilgili çalışmalar sabun ve deterjanın üretimi ile dik­katleri çekmiştir. M.S. 476'da Batı Roma'mn yıkılmasıyla birlikte Avrupa'da, hamam alışkanlığı tarihe karışmıştır. Kişisel temizlikte gözlenen gerileme ve sağlıksız yaşam koşulları, Ortaçağ Avrupa'sında büyük sorunlara neden ol­muştur. Daha sonra VII. yüzyılda Avrupa'da sabun yapımcılığı meslek haline gelmiştir. Sebze ve hayvan yağlarına bitki külleri ve güzel kokular katan sabun yapımcıları kendi ticaret ağlarını kurarak, güzel kokuların da eklenmesiyle sabun çeşitleri çamaşır yıkamada ve banyo yapmak için kullanılmıştır. Sabuna talep arttıkça üretimi artarak sabuncular bir esnaf grubu oluşturmuştur. X. yüzyılda Bizans'ta esnaf loncaları içinde sabuncu esnafı grubu da kurulmuştur.
XV. yüzyılda İtalya, Venedik, Fransa ve Savona'da sabun üreticileri orta­ya çıkmıştır. XVIII. yüzyılda ilk kez Michel Eugene Chevreul'un kimyasal for­mülleri ile bugünkü anlamda sabun yapımı gerçekleşmiştir. Bundan sonra sabun imalatçılığı bütün Avrupa ve Kuzey Amerika'ya kadar yayılmıştır. XIX. yüzyılda buhar makinesinin icat edilmesi ile sabun üretimi çok büyük endüst­riyel bir sektör haline gelmiştir. Sabunun sert sularda eritildiğinde köpürme-mesi nedeniyle 1907 yılında Henkel kimyagerleri tarafmdan sodyum silikat ile sodyum perboratı bir araya getirilerek ilk deterjan üretimi yapılmıştır(27). Bunu sonraki yıllarda özellikle Alman kimyacıların araşürmaları takip etmiş ve o za­mandan bu yana deterjan yapımı başlı başına bir endüstri haline dönüşmüştür.
Temizlikte kullanılan makineler itibariye konuya bakıldığında, teknolojik gelişmenin 1950'li yıllardan sonra başladığı görülür. Piyasada ilk çıkan maki­neler tek diskli yer yıkama makineleridir. Daha sonra vakum makineleri (elekt­rikli süpürgeler) piyasada yerlerini almaya başlamış ve zamanla kombine yer yıkama makineleri üretilmeye başlanmıştır.
Temizlik teknolojisinde önemli yeri olan firmalardan Nilfisk-Advance 1906'da P.A Fisker & Nielsen adıyla kurulmuştur. 1909'da P.A Fisker, Nüfisk elektrikli süpürgeyi geliştirmiş, 1954 yılında 1 milyondan fazla Nüfisk elektrikli süpürge satmış ve dünyanın ilk yer otomatını üretmiştir. 1990 yılında ise dün­yanın ilk ticari binilir-sürülür yer otomatını piyasaya sürmüştür(28).
Diğer bir sektörün önde gelen işletmesi olan TASKI ise 1955 yılında kuru­larak, 55. yılını geride bırakmıştır. TASKI, zemin temizliği ve bakımı konusun­da günümüzde halen hizmet sunmaktadır. 1955 yılında, ilk tek diskli yer yı­kama ve cilalama makinesi olan ıvega ürünüyle piyasaya girmiş, 1965 yılında, tek diskli yer yıkama ve cilalama makinesine spreyleme cihazını da entegre ederek, ped yardımıyla zemin temizliğinin yapılmasını sağlamıştır. 1969 yılın­da piyasaya sürülen mop seti ile mavi kova (temiz su için) ve kırmızı kova (kirli su için) renk kodlarını temizlik piyasasına tanıtmıştır(29).
Sektörün en eski firmalarından olan Electrolux ise doksan yılı aşkın süre­dir, temizlik sektörüne hizmet vermektedir. Firma Trilobite adlı dünyanın seri üretilen tek robot süpürgesini temizlik sektörüne kazandırmıştır. 2004 yılında pazara sunulan Trilobite adlı robot süpürge ultrasonik dalgalar kullanarak çalış­makta, kendisi dolaşarak temizlik yapmaktadır(30). Bu gelişme, aym zamanda temizlik teknolojisi açısından günümüzde ulaşılan seviyeyi göstermesi açısından önemlidir.